Ahmet Ümit’in yeni romanı, Roma’nın beş gününü, toplumsal çürümüşlüğün suçla buluştuğu bir hikâye olarak sunuyor. Berlin Emniyeti Cinayet Masası’ndan Yıldız Karasu ve Tobias Becker, Afrodisias’tan Roma’ya uzanan bir suç örgütüyle karşı karşıya kalıyor. Roman, klasik müzik ve arkeolojinin iç içe geçtiği sokaklarda, insanlığın aptallaşma seviyesini sorgulayan bir maraton sunuyor.
Fatih Yüksel’in "Dersaadet’te Alelacayip Zamanlar-1: Şehlevent ile Yabende" adlı eseri, 15. ve 18. yüzyıllar arasında Osmanlı İstanbul’unun yoksul sınıflarını ve gizemli sokaklarını anlatıyor. Hünkârın yakınındaki Sır Kâtibi Suheyb’in kaybolmasıyla başlayan gizem, Şehlevent ve Yabende’nin iz sürüşüyle çözülmeye çalışılıyor.
Paulo Coelho’nun "Melek" adlı romanı, Rio de Janeiro’da başlayan bir lanetin gölgesinde, bir yazarın kendi içsel yolculuğunu anlatıyor. Mojave Çölü’nde karşılaşılan gizemli kadın savaşçılar ve Valkürler, karakterin kendi iç sesini keşfetmesine yol açıyor. Yazar, korkuların ötesine geçmenin ve sevgiyle yüzleşmenin mümkün olduğunu vurguluyor.